İlk ayları düşünün. Sabaha kadar süren sohbetler, birbirinize dokunmadan duramadığınız o tutkulu anlar... Peki ya şimdi? Saat daha 10 olmadan o yorgunluk çöküyor, sırtlar dönülüyor ve gece sessizce kapanıyor. İtiraf edelim. Hepimiz zaman zaman bu yorucu rutine yenik düşüyoruz.
Bugüne kadar kaç kez sırf "o" beğensin diye saatlerce hazırlandın? Veya kaç kez "nasıl olsa kimse görmeyecek" diyerek, içinde kendini en seksi hissettiğin o şık parçayı dolaba geri astın? İtiraf edelim. Hepimiz bu tuzağa düştük.
Yatağa girerken ne giydiğinizi bir düşünün. Solmuş, en sevdiğiniz ama artık yıpranmış o pamuklu tişört mü? İtiraf edelim. O tişört rahat olabilir ama aynaya baktığınızda içinizdeki o vahşi ve çekici enerjiyi kesinlikle yansıtmıyor.